👁
Işığın Kırıldığı Yerden Umuda Bakmak
Can USTA
İşte Kabala, bu soruların tam ortasında doğmuş geleneksel dinler öncesi bir öğretidir. Ne sadece felsefedir ne de geleneksel din anlayışındaki gibi kuru bir bilgi aktarımıdır. Kabala, insanın Tanrı’yla ve dünyayla olan ilişkisini içsel bir yolculuk olarak ele alır. Kelime anlamıyla Kabala, “alınan öğreti” demektir. Yani nesiller boyunca aktarılan bir ruhsal deneyim mirasıdır. Fakat Kabala çok net bir şey söyler: bilgi tek başına yetmez. İnsan değişmiyorsa, öğrenme eksiktir. Bu yüzden Kabala önce insanın kalbindeki noktasına ve davranışına dokunur, sadece zihnine değil.
Kabala’ya göre Tanrı’nın özü tamamen kavranamaz. Bu sınırsız ilahi varlığa Ein Sof, yani Sonsuz Olan denir. Tanrı hakkında konuştuğumuz her şey aslında Tanrı’nın özü değil, dünyaya yansıyan tezahürleridir. Yani Kabala’da Tanrı, uzakta duran bir gök hâkimi gibi değil, evrenin içinde akan bir ilahi yaşam enerjisi olarak düşünülür. Bu enerji dünyaya belli aşamalardan geçerek ulaşır ve insan da bu akışın tamamen dışında değildir. Aksine, bu ilahi sürecin aktif bir parçasıdır.
Kabala’nın en meşhur sembollerinden biri Hayat Ağacı’dır. Üzerinde on ilahi nitelik bulunur ve bunlara Sefira denir. Bu Sefirot hem Tanrı’nın dünyadaki işleyiş biçimini hem de insanın ruhsal yapısını temsil eder. Yani insan, ilahi olanın bir yansıması olarak görülür. Merhamet, adalet, denge, bilgelik gibi kavramlar sadece soyut erdemler değil, ruhun gelişim aşamalarıdır. Bir insan sadece merhametliyse ama hiç sınır koyamıyorsa kendini tüketir. Sadece adaletliyse ama içinde şefkat yoksa sertleşir. Kabala’nın burada söylediği şey son derece insani ve günlük hayata dairdir: ruhsal olgunluk dengedir. Ne sadece duygusallık ne de sadece katılık; ikisi arasında bilinçli bir dengededir.
Kabala’nın en çarpıcı öğretilerinden biri de yaratılış sırasında ilahi ışığı taşıyan kapların kırıldığı fikridir. Buna Kapların Kırılması denir. Bu kırılma sonucunda kutsal kıvılcımlar dünyaya dağılmıştır ve aynı zamanda kötülük, eksiklik ve acı ortaya çıkmıştır. Yani dünya baştan kusursuz bir yer olarak değil, onarılmayı bekleyen bir alan olarak tasvir edilir. Bu şey bana her zaman çok anlamlı gelmiştir çünkü dünyadaki adaletsizlikleri sadece kader diye kabul etmek yerine, insana sorumluluk yükleyen bir bakış açısıdır bu. Dünya kusurluysa, bu bizim hiçbir şey yapmamamız için değil, tam tersine bir şeyler yapmamız içindir. 😉
Bu noktada Tikkun Olam kavramı ortaya çıkar. Tikkun Olam, dünyanın onarılması demektir. İnsan adaletle, merhametle ve dürüstlükle yaşadığında o kutsal kıvılcımları yeniden bir araya getirir. Yoksula yardım etmek, ayrımcılığa karşı durmak, sevgiyle ilişki kurmak sadece ahlaki davranışlar değil, aynı zamanda ruhsal eylemler olarak görülür. Kabala’ya göre dua sadece söz değildir, etik yaşamın kendisi ibadettir. Bu anlayışın sosyal adaletle bu kadar iç içe olması benim için çok kıymetli. İlerici bir Hristiyan olarak ben de bu noktada Kabala ile çok güçlü bir ortak düşünce zeminini paylaşıyorum. İnanç, insanı dünyadan koparmamalı; tam tersine dünyaya daha sorumlu bağlamalıdır.
İlerici Protestanlık ile ilgili yazıma ulaşmak için ayrıca: tıklayınız.
Pdf okumalar için: Zohor Kitabı, Eski Antlaşma: Tevrat
Kabala’nın ana metni olarak kabul edilen Zohar, Tevrat ayetlerini sembollerle yorumlar. Amaç tarihi olayları kronolojik olarak anlatmak değil, ruhun içsel yolculuğunu görünür kılmaktır. Örneğin Mısır’dan Çıkış anlatısı sadece geçmişte yaşanmış bir tarih değildir; insanın kendi içindeki korkulardan, bağımlılıklardan ve köleliklerden özgürleşme sürecinin simgesidir. Zohar’ın dili şiirseldir, metaforlarla doludur ve bu yüzden Kabala metinleri kelimesi kelimesine değil, simgesel olarak okunur. Bu yaklaşım da Kabala’yı katı ve değişmez yorumlardan ayırır.
😡(Temsili değil, direkt ben) 👀
Kulaktan dolma ve mesnetsiz söylentilere değinecek olursam, Kabala çoğu zaman büyü, tılsımlar, ipler ve gizli güçlerle anılan bir alan gibi gösteriliyor. Hatta zaman zaman benimle ilgili de son derece ağır ve gerçek dışı ithamlar çeşitli kişiler tarafından ortaya atılıyor; kimi insanlar beni büyücülükle, kimi de masonluk gibi gizli yapılarla ilişkilendirmeye çalışıyor. Bunu açıkça söylemek isterim ki, bunların hiçbirinin gerçekle ilgisi yoktur. Benim arayışım gizli güçlerin, metafizik ayrıcalıkların ya da mistik üstünlüklerin peşinden gitmek değildir. Benim arayışım, inancı daha derin, daha vicdanlı ve daha sorumlu bir yerden yaşamaya çalışmaktır.
Klasik Kabala geleneği de bu konuda son derece nettir: ruhsal olgunluk olmadan gizli bilgi tehlikelidir. Etik dönüşüm olmadan yapılan mistik arayış, insanı aydınlatmak yerine daha çok yanıltır. Gerçek Kabala egoyu büyütmez, tam tersine egoyu törpüler. Kişiyi kendini yüceltmeye değil, daha alçakgönüllü, daha sorumlu ve daha duyarlı bir insan olmaya çağırır. Bu yüzden Kabala’yı büyüyle, gizemli güçlerle ya da karanlık yapılarla ilişkilendirmek hem geleneğe hem de bu yolun özüne haksızlıktır. Benim için Kabala, insanın kendini ve dünyayı onarma sorumluluğunu daha derinden kavramasına yardımcı olan bir düşünce ve vicdan yoludur. Bunlara ek olarak, on yılı aşkın süredir Kabala ile meşgul olan biri olarak, artık susmak yerine yazmayı ve bu birikimi sizlerle ifşalamayı bir sorumluluk olarak gördüm.
Sonuç olarak, Kabala bana göre bir kaçış yolu değil, bir sorumluluk çağrısıdır. Dünya kutsaldır, insan sorumludur ve ruhsal yol sadece bireysel kurtuluşla sınırlı değildir, toplumsal bir boyutu da vardır. Gerçek mistisizm dünyadan kaçmak değil, yaralı dünyaya şefkatle geri dönmektir. Kabala insanı pasif bir bekleyici yapmaz, aksine şunu söyler: Tanrı’nın işi bitmedi, devamı insanın ellerinde. Bu yüzden Kabala sadece bilgi değil, aynı zamanda etik bir çağrıdır. Ve bugün savaşların, adaletsizliklerin ve dışlamanın arttığı bir dünyada bu çağrı size görede her zamankinden daha güncel, değil mi? - karar sizin.
Bu yazıyı faydalı bulduysanız paylaşabilir, görüşlerinizi yorumlarda benimle paylaşabilirsiniz.
Yeni yazılardan haberdar olmak için blog yazılarını okuyup paylaşmayı lütfen takip etmeyi unutmayın.🙏
Aşağıda sizler için faydalı olacağını düşündüğüm birkaç akademik kaynağı paylaşıyorum. Şimdilik on iki bölümlük bu yolculuğun ilk durağının sonuna geldik. Şubat ayında yayımlayacağım bir sonraki Kabala yazısında tekrar buluşmak üzere, şimdilik ışıkla ve umutla kalın.
Akademik Kaynakça
Zohar, Pritzker Edition, çeviri: Daniel C. Matt, Stanford University Press
Isaac Luria, Etz Chaim (Tree of Life), Lurianik Kabala metinleri
Sefer Yetzirah (Book of Creation), çeşitli akademik çeviriler
Gershom Scholem, Major Trends in Jewish Mysticism, Schocken Books
Moshe Idel, Kabbalah: New Perspectives, Yale University Press
Daniel C. Matt, The Essential Kabbalah, HarperOne
Aryeh Kaplan, Meditation and Kabbalah, Weiser Books
Elliot R. Wolfson, Through a Speculum That Shines, Princeton University Press
Bernard McGinn, The Foundations of Mysticism, Crossroad Publishing
Yazar Hakkında
Can Usta, inanç, vicdan ve toplumsal adalet arasındaki bağı merkeze alan ilerici bir Protestan Hristiyan düşünür, kabalist ve blog yazarıdır. Yazılarında dini metinleri katı dogmalar yerine, insan onurunu ve özgürlüğünü önceleyen bir perspektifle yorumlamaya çalışır. Mistisizm, sosyal adalet ve ruhsal dönüşüm konularına özel ilgi duyar. Amacı, inancın insanı dünyadan koparan değil, dünyaya daha sorumlu ve merhametli bağlayan bir güç olduğunu hatırlatmaktır.
Ayrıca:
Hür ve İlerici Protestanlar Topluluğu sayfamı ziyaret etmek için lütfen tıklayınız
Esenlikler,





